TÜRKTOB

Sosyal Medyada
Birliğimiz

‘İsrail tohumu’ artık bir şehir efsanesi

‘İsrail tohumu’ artık bir şehir efsanesi

Dünya Gazetesi Yazarı Alaattin Aktaş

‘İsrail tohumu’ artık bir şehir efsanesi

Zaman zaman çoğumuz dile getirmiş, en azından tanık olmuşuzdur. Bir domates yeriz, beğenmeyiz tadını; “Nerede o eski domateslerin tadı, kokusu” diye hayıfl anırız. Kulaktan dolma bilgilerle hemen teşhisi de koyarız:

“Eski tohumlar kaldı mı ki, şimdi bir de tutup tohum ithal ediyoruz, hem de İsrail’den...”

Özellikle domateste İsrail tohumu algısı öylesine yer etmiştir ki beynimizde, sanırsınız ki tüm Türkiye bu ülkeden aldığı tohumlarla üretim yapmaktadır.

Ayrıca İsrail kötü niyetli olduğu için Türkiye’ye sattığı tohumların genetiğiyle oynamakta ve böylece bize kötülük etmeye çalışmaktadır. Böyle düşünenimiz çoktur.

Peki gerçek nedir acaba, Türkiye tarım üretimini İsrail’den aldığı tohumlara mı bağlamış durumdadır?

Öyleyse bile acaba İsrail’in sattığı tohumlar gerçekten genetiğiyle oynanmış kötü tohumlar mıdır?

Eğer bu soruların yanıtı “evet” ise, İsrail’in Türkiye’den milyonlarca dolarlık domates ithal etmesini nasıl açıklayacağız?

★ ★ ★

Konu tarım ürünü olunca, tohum olunca değerli meslektaşım ve dostum Ali Ekber Yıldırım’ın alanına girdiğimin farkındayım. Ben de zaten Türkiye İstatistik Kurumu’ndan edindiğim verilerle Türkiye’nin İsrail’le olan ticaretini madde madde sıralarken, tohumdan yola çıkılarak üstünde en çok durulan domates konusunda Ali Ekber’in görüşüne başvurdum.

Önce Ali Ekber’den edindiğim bilgileri paylaşmak isterim. Bir kere Türkiye’nin neredeyse tüm tohum ihtiyacını İsrail’den karşılamakta olduğu yargısı temelden yanlış. Dünyada en çok tohum üreten şirketler sık sık el değiştiriyor ve kökeni örneğin İsrail olan bir şirketi, ABD olan bir şirketi yine örneğin Almanlar satın alıyor. Şimdi biz bu şirketten tohum ithal ettiğimizde, bu ithalatı İsraillilerden mi, Amerikalılardan mı, Almanlardan mı yapmış oluyoruz?

Bir başka yön de şu: Varsayalım ki biz İsrail’den önemli miktarda tohum ithal ediyoruz. Ve varsayalım ki İsrail bu tohumlarla oynuyor. İyi de bu ülke sattığı “kötü tohumlarla” üretilen Türk domatesini ithal edip vatandaşına niye yediriyor?

★ ★ ★

TÜİK verilerine göre geçen yılın ocak-kasım döneminde İsrail’den 10.7 milyon dolarlık domates tohumu almışız. İkinci sırada 3.9 milyon dolarla biber tohumu geliyor.

Bu dönemde ayrıca yaklaşık 205 bin dolarlık kavun karpuz tohumu, 95 bin dolarlık hıyar tohumu, 93 bin dolarlık turp tohumu, 28 bin dolarlık kabak tohumu, 10 bin dolarlık marul tohumu, 7 bin dolarlık tohumluk ayçiçeği tohumu, 2 bin dolarlık da soğan tohumu ithal etmişiz. İsrail’le tohum ticaretimiz yalnızca ithalatla sınırlı değil, biz de bu ülkeye tohum satıyoruz.

İsrail’e geçen yılın on bir ayında 1.3 milyon doları susam, 740 bin doları haşhaş, 210 bin doları hıyar, 169 bin doları domates, 215 bin doları da diğer ürünlere ait olmak üzere toplam 2.7 milyon dolarlık tohum ihraç etmişiz.

★ ★ ★

Tohum satarak bizi “zehirleyen” İsrail bu şekilde üretilen ürünlerimizi de adeta havada kapmış. Yine aynı dönem, 2017’nin ocak-kasım dönemi...

İsrail’e 14 milyon dolarlık taze domates, 605 bin dolarlık da kurutulmuş domates satmışız. Bu dönemde yine 575 bin dolarlık da kabak ihracatı gerçekleştirmişiz.

11 milyon dolarlık buğday unu ve 6 milyon dolarlık kurutulmuş kayısı da ihraç ürünlerimiz arasında.

★ ★ ★

İsrail’le olan ticaretimizde tarım ürünlerinin de, bu çerçevede düşünülmesi gereken tohumun da pek önemli bir yeri yok aslında.

On bir aylık verilere göre bu ülkeye en çok ihracatı 520 milyon dolarla demir-çelik sanayinde yaptık. İkinci sırayı 404 milyonla motorlu kara taşıtları, 251 milyonla da giyim eşyası alıyor.

İthalatta ise ilk üç sırada 524 milyon dolarla akaryakıt, 181 milyon dolarla sentetik kauçuk ve plastik hammaddeler, 151 milyon dolarla da ana kimyasal maddeler bulunuyor.

Türkiye olarak İsrail’e on bir ayda 3.1 milyar dolarlık ihracat yaptık, bu ülkeden ise 1.4 milyarlık ithalat gerçekleştirdik. Tutarlardan da görüleceği gibi aslında İsrail’in Türkiye’nin dış ticaretin de hiç de kayda değer bir payı yok.