TÜRKTOB

Sosyal Medyada
Birliğimiz

Tohumculuk sektörü ve TÜRKTOB’a ulusal basından büyük ilgi

Tohumculuk sektörü ve TÜRKTOB’a ulusal basından büyük ilgi

Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) 16 Mayıs 2017’de İstanbul’da Tohumculuk Sektörü Ulusal Strateji Geliştirme Projesi ve Tohumculuk sektörünün genel gündemi ile ilgili bir basın toplantısı düzenledi.

Ulusal basın temsilcilerinin yoğun ilgi gösterdiği basın toplantısına TÜRKTOB Başkanı Kamil Yılmaz ilk olarak Tohumculuk Sektörü Ulusal Strateji Geliştirme Projesi’nden söz etti.

TÜRKTOB Başkanı Yılmaz, özetle şu açıklamaları yaptı;

’Projenin temel amacı; tohumculuk sektöründe uygulanabilir etkin stratejiler ve politikalar ile farkındalık oluşturmak ve yenilikçilik perspektifiyle; üretimin, ihracatın, verimliliğin, kullanım alanlarının ve katma değerinin arttırılarak yerel kalkınmanın ve tohumculuk sektöründe ülkemizin bölgesel ve uluslararası rekabet gücünün arttırılmasına katkı sağlamaktır.

Bu proje ile tohumculuk sektöründe tüm paydaşlarda farkındalık oluşturarak temeli sağlam stratejiler oluşturulması, sektörün değer zincirinde yer alan üreticiler, araştırmacılar, girişimciler, sanayiciler, dağıtıcılar, yetiştiriciler, destek sağlayan kurumlar, üniversiteler, birlikler gibi üretici örgütlerini içeren yapının Türkiye Tohumcular Birliği öncülüğünde organize bir şekilde örgütlenmesi ve rekabetçiliğinin arttırılması hedeflenmektedir.

1.5 yıl boyunca TÜRKTOB’a bağlı olan 7 Alt Birliğimizle birlikte çok yoğun çalışmalar, toplantılar yaptık. Az önce de sonuç toplantımızı gerçekleştirdik. TÜBİTAK- TÜSSİDE’nin katkıları ile bilimsel temele dayanarak sektörümüzün önce en net fotoğrafını çektik daha sonrada yol haritamızı belirledik. 

Tohumculuk Sektörü Ulusal Strateji Geliştirme Projesi sonucunda yeni yol haritamız şöyle özetlenebilir;

  • Birliklerin ve üyelerin kurumsal kapasitelerinin arttırılması,
  • Kaliteli ve yeterli sertifikalı tohumluk üretiminin sağlanması,
  • Ar-Ge alt yapısının geliştirilmesi,
  • Markalaşmaya önem verilmesi,
  • İhracat imkanlarının geliştirilmesi,
  • Rekabetçiliğin artırılması,
  • Kayıt dışılığın önlenerek haksız rekabetin önlenmesi,
  • -Bütün bunların yapılabilmesi için ihtiyaç duyulan gerekli yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesi.’’

***

TÜRKTOB Başkanı Yılmaz, Tohumculuk sektörü genel değerlendirme bölümünde de şöyle konuştu;

‘’Bildiğiniz gibi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı son dönemde tohumculuk sektörü ile ilgili bir dizi önemli kararlar aldı.

2018 yılından itibaren tüm tohumlukların sertifikalı olması ile Milli Tarım Projesi’nin en önemli ayaklarından biri olan Havza Bazlı Üretim ve Destekleme Modeli’nde belirlenen ürünleri 5 dekarın üzerindeki alanlarda üreten çiftçilerin ancak sertifikalı tohum kullanmaları durumunda destek alacak olmaları sektörümüz üzerine büyük sorumluluk ve görev yükledi.

Tohumculuk sektörü olarak bu kararları destekliyoruz.

Sertifikalı tohum üretimi 2002 yılında 145 bin tondu. 2009 yılında 385 bin tonu aşan üretim, 2013’te 743 bin tona, 2015 te ise 896 bin tona ulaştı. 2016 yılında ise 957 bin 925 ton üretim yapıldı.

Son zamanlarda AR-GE çalışmaları sonucu geliştirilen yeni ve üstün nitelikli yerli çeşitler üretime alındı. Tohumculuk sektörü içinde değerlendirilen fide, fidan ve süs bitkileri üretimlerimiz de arttı.

Bugün Türkiye’de 4 milyar adet fide, 138.2 milyon adet fidan, 1,5 milyar adet süs bitkisi üretilmektedir. Bu rakamlar 10 yıl öncesiyle kıyaslandığında fide üretiminde %300, fidan üretiminde %50 artış demektir

Türkiye Tohumcular Birliği olarak, 2023 yılı için bir milyon tonluk sertifikalı tohum üretimini hedeflemiştik.

Ancak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından verilen üretim ve kullanım destekleri, Birliğimizin ve Alt Birliklerimizin kurumsal yapısını tamamlamasıyla oluşan sektör birlikteliği, özel sektörün AR-GE ve diğer yatırımları, sektörün bölgede ve dünyada uluslararası rekabet gücünün artması,  umduğumuzdan daha hızlı sonuçlar verdi. Hedefimize çabuk ulaştık. 

Milli Tarım Projesinin ve yeni Ulusal Strateji Planımızın uygulanmaya başlamasıyla birlikte şimdi hedefimizi güncellemek zorundayız.

Yeni hedefimiz kısa vadede 1.5 milyon ton sertifikalı tohumu çiftçilerimizle, topraklarımızla buluşturmaktır. Fide, fidan ve süs bitkileri üretimlerinde de aynı üretim artış oranlarını devam ettirmektir.

Tohumculukta en çok tartışılan konulardan biri de dış ticarettir. Türkiye bugün tohum ithalatından vazgeçse bile kendine yeterli bir tarımsal ürün arzını rahatlıkla sağlayacak konumdadır.

Zaten miktar olarak ihracatımız ithalatımızdan fazladır.

Değerde ise, 2004 yılında 35 milyon dolarlık bir ihracat yapıyorduk, 2015 yılında bu rakam 115 milyon dolar oldu. 2016 yılına baktığımız zaman ihracatımızın 153.5 milyon dolara çıktığını görüyoruz. Bu miktar 2004 yılına göre % 436,  2015 yılına göre % 49.4 oranlarında artış anlamına geliyor.

Tohumculuk sektörü içinde değerlendirilen süs bitkileri ve fidan ihracatının da eklenmesiyle geçen yıl 202 milyon dolar olan ihracat 262 milyon dolara çıkmıştır.

Tohum ithalatımız ise miktarda 2016 yılında bir önceki yıla göre % 13 düşmüş, değerde ise 202 milyon dolarla aynı kalmıştır.

İhracatın, ithalatı karşılama oranı % 89’a ulaşmıştır.

Türkiye tohumculuk sektörü bugün 70’ten fazla ülkeye tohum ihraç etmektedir.

Ticaret hacmi olarak dünyada 10. Sırada olan ülkemizin hedefi ilk 5’te yer almaktır. ‘’

***

TÜRKTOB Başkanı Kamil Yılmaz, kamuoyundaki tartışmalı konularda da değerlendirmelerde bulundu.

Yılmaz, ‘’ Bazı çevreler bilimsellikten ve gerçeklerden uzak bir şekilde yerel tohumların kullanımının yasak olduğunu ya da yasaklanacağını ve ülkemizde yerel tohumların kullanımının giderek azalacağını iddia ediyor.

Aynı çevreler, tohumculuk politikalarını ve Türkiye Tohumcular Birliğine Alt Birlikler vasıtasıyla bağlı olan tohumculuk şirketlerini de bu gerçek dışı durumun nedenlerinden biri olarak göstermeye çalışıyor.

Yerel tohumların kullanımı hiçbir zaman yasaklanmamıştır. Çiftçimiz kendi ürününden elde ettiği tohumları kullanabilir, mübadele edebilir.

Türkiye Tohumcular Birliği olarak Tohumun İzinde isimli sosyal sorumluluk projemiz ile içinde yerel tohumlarda olmak üzere tüm yerel çeşitlerin korunması, toplanması ve değerlendirilmesi için gelen projelere maddi destek sağlıyoruz.

Başta çocuklarımız olmak üzere toplumumuzun tüm kesimlerine tohumun önemini ve gelecekteki rolünü anlatan çalışmalar yapıyoruz. Projemiz ile aynı zamanda biyokaçakçılık ile mücadele ediyoruz.

Ayrıca bir yandan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yerel çeşitlerin üretimlerinin devamının sağlanması amacıyla tarımsal özelliklerinin tanımlanması ve genetik kaynak olarak kaydedilmesi çalışmaları devam ederken diğer yandan tohumlarımız Ankara ve İzmir’deki gen bankalarımızda korunmaktadır.

Özetle yerel çeşitlerimiz risk altında değildir.

Ülkemizde GDO’lu tohum üretimi yoktur, ithalatı da yasaktır, bu konu “Biyogüvenlik Yasası” kapsamında çok sıkı denetim altındadır. 

Ne yazık ki Hibrit (melez) tohumlarla üretilen ürünlerin sağlığa zararlı olduğu, kısırlık yaptığı zaman zaman gündeme geliyor.

Hibrit tohumların sağlığa zararlı olduğunu net bir şekilde ispatlayan bilimsel bir kanıt yoktur. Çünkü hibrit tohum üretimi doğal bir yöntemdir. Hibrit tohum teknolojisinin GDO ve GDO teknolojileri ile uzaktan yakından ilgisi yoktur.

Şu salonda bulunan, bir ana bir babadan olan hepimiz, birer hibrit canlıyız. Sektörümüzün bütün yaptığı şudur; saflaştırılmış ve uzak akraba ana ve baba hatları kontrollü bir ortamda tozlaşması sağlanarak, her iki tarafın olumlu özelliklerini ön plana çıkartarak yeni, verimli ve üstün çeşitler meydana getirmek.

Doğada kendiliğinden gerçekleşen süreçleri, biz kontrollü ortamlarda gerçekleştiriyoruz.

Şimdi ben bu iddiaları gündeme getirenlere sizlerin önünde sormak istiyorum;  

 -Küresel gıda savaşlarını en baştan kayıp mı edelim? Bitkisel üretimde kendi kendimize yeterli olma hedeflerimizden vaz mı geçelim?

-Hibrit tohumlarla elde ettiğimiz verim ve kalite artışlarını bir kenara bırakırsak, şimdi kendimize yeterli olduğumuz pek çok ürünü ithal etmek zorunda kalacağımız gerçeği ortadadır. Bu savı dile getirenler, bilmeden bu sonuca hizmet ettiklerinin farkındalar mı?

Değerli Basın mensupları, sorularımın yanıtları aslında cümlelerin içindedir.

Mısırı örnek verecek olursak; 2016 yılında mısır rekoltesi 6.5 milyon ton olarak gerçekleşti. Atadan veya köy çeşitlerini kullandığımızda verim düşeceğinden rekolte yaklaşık 2-2.5 milyon olacaktır. Aradaki farkı biz yurt dışından, özellikle ABD, Arjantin, Brezilya gibi ülkelerden ithal edilecektir. Bu ülkelerde üretimin tamamına yakını GDO’lu mısır tohumluğundan yapıldığı hususunu da  bilmenizi istiyorum.

Bizim istediğimiz tohumla, tohumculukla ilgili bir konu gündeme geldiğinde, fitoterapistler, diyetisyenler, kalp- damar uzmanları kadar görüşlerimizin basında yer bulmasıdır.

Ülkemizde ana uzmanlık alanı tohumculuk, bitki ıslahı, hibrit çeşitlerin geliştirilmesi olan uluslararası çapta çok sayıda bilim insanı var. Bilimsel gerçeklerin konuşulması, kamuoyunun doğru yönlendirilmesi için bu kıymetli akademisyenlerimizin ve uzmanlarımızın görüşlerinden de de yararlanılmalıdır’’

***

Basın toplantısının son bölümünde TÜRKTOB Yönetim Kurulu Başkan ve Üyeleri ile Alt Birlik Yönetim Kurulu Başkanları basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Basıntoplatısı-YÖNETİM-640

Basıntoplatısı-BAŞKAN-1

Basıntoplatısı-Y.GENÇER

Basıntoplatısı-G.TANRIVER

Basıntoplatısı-BAŞKAN-2

Basıntoplatısı-1

Basıntoplatısı-2

Basıntoplatısı-3

Basıntoplatısı-4

Basıntoplatısı-5

Basıntoplatısı-6

Basıntoplatısı-7