TÜRKTOB

Sosyal Medyada
Birliğimiz

BAKAN PAKDEMİRLİ SÖZLEŞMELİ ÜRETİMİ İŞARET ETTİ

BAKAN PAKDEMİRLİ SÖZLEŞMELİ ÜRETİMİ İŞARET ETTİ

İzmir Bayındır’da Küçük Menderes Havzası Tarım ve Orman Sektör Buluşmasında konuşan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, dünyada genel fiyatlama ile ilgili kriz olduğunu ifade ederek üreticinin de tüketicinin de bu konuda bedel ödediğini söyledi. Bakan Pakdemirli, Türkiye’de kayıtlı olarak %5 olarak geçen sözleşmeli üretimin çok daha yaygın hale gelmesi gerektiğini vurguladı.

Bakan Pakdemirli, Bayındır’da düzenlenen Küçük Menderes Havzası Tarım ve Orman Sektör Buluşmasına katıldı. Burada çiftçilerle bir araya gelen Bakan Pakdemirli, basına kapalı olarak devam eden toplantıda çiftçilerin beklentilerini dinleyerek sorularını cevapladı. Dünyada genel fiyatlama ile ilgili kriz olduğunu, bu konuda çalışmalar yaptıklarını belirten Bakan Pakdemirli, üreticinin de tüketicinin de bu konuda bedel ödediğini vurguladı. Bakan Pakdemirli, çözüm için sözleşmeli üretimi işaret etti.

“Genel fiyatlama yapısı ile alakalı genel bir kriz var”

“Dünyada ister istemez gıda fiyatlarında bir artış var.” diyen Bakan Pakdemirli şöyle devam etti: 

“Gerek yemde, gerek gübrede, gerek tarımsal ham maddede, gerekse petrol malzemelerinden tutun da çeliğe kadar birçok fiyatta artış var. Dünyanın gıda üretimi ile alakalı bir sıkıntısı yok. Buradaki ana sıkıntı pandemi ile ilgili endişelerin fiyatları arttırması. Bunlar da bizim tarımsal girdilerimizin fiyatlarını artırıyor. Gübrenin ana ham maddesi doğalgaz. Doğalgazın fiyatı arttıkça ister istemez gübrenin fiyatı da artıyor. Ancak artışlar olması gerekenin çok üstünde ama endişeler henüz dünyadan çekilmemiş olmasının vermiş olduğu bir genel fiyatlama yapısı ile alakalı genel bir kriz var. Biz de burada başta üretici olmak üzere tüketiciyi koruma gayesiyle Toprak Mahsulleri Ofisi ile, yem ham maddeleri satışına temmuzda başladık. 3 senedir besicimize, üreticimize vadeli şekilde bunları vermeyi sağlama konusunda adım atmıştık. Şimdi bunu daha da genişlettik. Bugünkü toplantının neticesinde burada da atılması gereken ekstra adımlar varsa hep birlikte atıyor oluruz.”

“Hızlı bir şekilde çalışıyoruz”

Küresel belirsizlik, ihracat yapılan ülkelerdeki iklim kaynaklı üretim azalışı, girdi maliyetlerinin de stok endişeleri ile birleşince maliyet konusunda artış olduğunu kaydeden Bakan Pakdemirli, “Bu, üreticiyi etkilediği gibi tüketiciyi de etkiliyor. Gıda fiyatlarındaki artış için çözüm çalışmaları Gıda Komitemiz, Ekonomik Koordinasyon Kurulumuz başta olmak üzere hepsine hızlı bir şekilde çalışıyoruz. Bugün itibarıyla konulan, konuşulan ve yapılan teşhislerin hepsinde doğruluk payı vardır ama bazıları biraz yüzeysel. Artık bizim yapısal bir şey yapmamız lazım. Yeni bir sayfa üzerinden bu işi götürmemiz lazım.” ifadelerini kullandı.

“G20 ülkelerinin ana meselelerinden bir tanesi bu”

Üreticinin, “En çok alın terini ben döküyorum, ancak istediğim kadar alamıyorum. Pazarda 20 lira.” dediğini, tüketicinin de “Ben istediğim kalitedeki ürünü haklı bir fiyat seviyesinden alamıyorum. Üreticideki fiyatla bana geldiği fiyat arasında büyük fark var.” dediğini ifade eden Bakan Pakdemirli, “Bu mesele sadece Türkiye’nin meselesi değil. Geçen hafta G20 toplantıları için İtalya’ya gittim ve inanın bütün G20 ülkelerinin ana meselelerinden bir tanesi bu. Tohumdan çatala kadar olan zincirdeki meseleyi çözmek, aradaki seviyeleri daha iyi noktaya getirebilmek. Çiftçimiz haklı olarak ‘En çok alın terini ben döküyorum. Ben yeterince kazanamıyorum.’ diyor. Aradakilere sorsanız belki onlar da benzer şeyler söyler ama en nihayetinde burada bir bedel ödeniyor. Bana sorarsanız tüketici tarafından da bir bedel ödeniyor, üretici tarafından da ödeniyor.” diye konuştu.

Sözleşmeli üretim vurgusu

“Biz birkaç yüzyıllık metotlarla buradaki zinciri kurmaya çalışıyoruz.” diyen Bakan Pakdemirli, sözlerine şöyle devam etti: 

“Halbuki sözleşmeli üretim diye bir kavram var. Sözleşmeli üretimi Türkiye’de, çok daha yaygın, çok daha iyi bir hale getirmemiz lazım. Türkiye’de sözleşmeli üretim, kayıtlı olarak %5 ama mesela Amerika’da bitkisel üretimde %80 civarında. Biz bununla ilgili bir dijital tarım pazarı ve bir platform kurduk. Platforumu yeniliyoruz. Sözleşmeli üretimde bu işin kayıtlı hale getirilmesi gerek. Sözleşmeli üretim bugün şu veya bu şekilde var. Sebze-meyve tacirleri borçlandırma usulü ile üreticileri bir sözleşmeli üretim içerisine alıyor ama tek taraflı bir dikte ile tek taraflı bir dayatma ile bu iş yürüyor. ‘Domates, piyasada sözleşmeli üretimdeki fiyattan daha ucuz olduğu için almak istemiyorlar.’ gibi bir durum oluyor. Yani burada sözleşmeli üretimi mutlaka çok daha iyi bir noktaya getirmemiz gerekiyor. Bunun üreticiye, tüketiciye, devlete faydası var. Uzun zaman içerisinde enflasyonun düşmesine faydası olacak sözleşmeli üretimi, mutlaka bu işin içerisine dâhil etmemiz lazım. Hemen bir günde tüm sistem değişecek diye bir şey yok ama gönüllülük esası ile çalışılacak bir meseledir. Çiftçimiz eğer razı olursa o şartlara baştan girecek ama aynı zamanda finansman da sağlayacak. Gübresini alacak, tohumunu alacak, ilacını alacak ve bir şekilde yoluna devam edecek. Hasat günü satacağı ürünün fiyatını baştan bilecek.”

“En iyi örnek şeker pancarında”

Sözleşmeli üretimin önemine değinmeye devam eden Bakan Pakdemirli, “Bu salondakilerin çoğu maalesef üretim yaptığı ürünlerin fiyatını bilmeden bu işin üretimini yapıyor. Halbuki ürünlerin fiyatlarını bilsek buna katlanıp katlanmayacağımıza o an karar vermek bizlerin elinde diye düşünüyorum. Türkiye’de bunun en iyi örneğini şeker pancarında görüyoruz ve sonuç itibarıyla hem üreticiye hem tüketiciye fayda sağlayacak bir mevzudur. Gıda Fiyatları İzleme Kurulumuz, Ekonomi Koordinasyon Kurulumuz ve Gıda Komitemiz özellikle gıda fiyatlarının bu değişen ortamda ve defakto oluşmuş, hem dünya fiyatları olsun hem de zincirdeki verimsizlikler olsun; bunların üzerine gidiyor ve gitmeye de kararlı.” dedi.

“Çiftçimizin ‘Biz zarar ediyoruz’ dediği bir ürün yok”

Bakan Pakdemirli, “Desteklerin ne kadar verimli olduğu tartışılır ama destekleri ne kadar artırırsak bugün üretim de o kadar artıyor. Daha verimlisi olabilir ama bugün itibarıyla desteklerin artışı ile beraber Türkiye’nin verimi artıyor. ‘Destek bizden, üretmek sizden, bereket de Allah’tan’ diyoruz. Son 3 senede, Türkiye tarımsal üretimde büyüyor ve büyümeye de devam ediyor. Allah’a şükürler olsun bugün itibarıyla piyasada çiftçimizin ‘Biz zarar ediyoruz’ dediği bir ürün yoktur. Besicilik ve yetiştiricilerimizin zaman zaman maliyetlerin altına düştüğü dönemler olabiliyor ama bunlarla ilgili tedbirleri alıyoruz, almaya da devam edeceğiz. 2021’de 24 milyar lira desteğimizi verdik. Bu sene bu destek daha da fazla olacak. Birçok destek kaleminde artış oldu. Bu desteklerin 10 mislini vermek isterim ama elbette sınırlarımız var ama bugün itibarıyla çok rahatlıkla şunu söyleyebilirim; toplumda eğer kayrılan bir kesim varsa çiftçi kesimidir. Bunu yapmamız gerekiyor. İmkânlar çerçevesinde daha da yapmamız gerekiyor.” dedi.

“Sizin bir derdiniz varsa bizim de derdimiz var”

“İster istemez Bakanlık ile çiftçi arasında zaman zaman mesafe hissedilebiliyor.” diyen Bakan Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
“Biz de dedik ki, ‘Sizin bir derdiniz varsa bizim de derdimiz var. Siz gece uyumuyorsanız biz de gece uyumuyoruz.’ Bugün itibarıyla ‘Türkiye en iyi günlerini yaşıyor’ diyemeyiz. Hepimizin ağzında maskeler var. Zor bir dönemi birlikte icra ediyoruz. ‘Pandemi ha bugün gidecek, ha yarın gidecek’ derken, pandemi henüz ne ülkemizi ne de dünyayı terk etmiş değil. Belli bir süre buna alışmak ve bununla yaşamak durumundayız. Allah’a şükürler olsun hem Türk milleti hem de Türk çiftçisi kendini bu konuya çok hızlı bir şekilde adapte etti. Geçen yıl, Cumhuriyet tarihinde pandemi döneminde üretim rekorlarını kırdık. Çiftçimizin eline birer diplomatik pasaport verdik. Herkes evindeyken çiftçimiz çıktı ve ahırına, serasına, tarlasına girdi. Hasadını veya dikimini yaptı.”

“Basınçlı sulama sistemlerine mutlaka başvurun”

Türkiye çapında çok önemli bir kuraklıkla karşı karşıya olunduğunu ifade eden Bakan Pakdemirli, “Yangınlarla da sellerle de mücadele ettik. Kayıplarımız, şehitlerimiz oldu. Mücadeleye devam ediyoruz. Biz ülkemizin çiftçisine, üretimine, bereketine her zaman güven duyuyoruz. 2050 yılına kadar iklim değişikliği sebebiyle üretimde %10 ila %25 verim kaybı yaşayacağız. Bunların hepsinin üstesinden nasıl geleceğimize birlikte oturup karar vermemiz lazım. Artık teknolojiyi kullanıyor olmamız lazım. Konuyu bilen ehil çiftçilerimizle beraber üretimi artırmamız lazım. Basınçlı sulama sistemlerine mutlaka başvurun. Bunun %50’si hibe. Kuraklıkla alakalı borç ertelemelerini yaptık. Sigortalardaki hasar paylarını %80’e çıkardık. Su sıkıntısı olan havzalarda ilave destekler verildi.” sözlerine yer verdi.