TÜRKTOB

Sosyal Medyada
Birliğimiz

“ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇ SÜS BİTKİLERİ SEKTÖRÜ İÇİN GERÇEKTEN ÇOK PARLAK”

“ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇ SÜS BİTKİLERİ SEKTÖRÜ İÇİN GERÇEKTEN ÇOK PARLAK”

Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) ve Süs Bitkileri Üreticileri Alt Birliği (SÜSBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Savaş Akcan, 8-11 Eylül 2021 tarihleri arasında Sakarya'da düzenlenen Anatolia 2021 Peyzaj, Süs Bitkileri, Bahçe Sanatları ve Ekipmanları Fuarı kapsamındaki açılış konferansına katıldı.

Savaş Akcan, moderatörün ve dinleyicilerin sorularına özetle şöyle cevap verdi:

‘’2021 yılı itibarıyla Türkiye süs bitkileri üretim sektörü rüştünü ispat etmiştir.  Avrupa'nın belki de şu anda üretim potansiyeli en yüksek ülkesi Türkiye'dir.

Bunun iki temel nedeni var. Birincisi Avrupa'daki üretici kitlesinin yaş ortalamasının çok yükselmesidir. İkinci nesil tarımla, toprakla uğraşmaya çok istekli değil. Açıkçası yıllardır bizim burada söylediğimiz Avrupa’nın dededen, babadan gelen işletme mantığı sekteye uğramaya başladı. Bu zincirin halkaları kopmaya başladı. Dolayısıyla burada 100-150 yıllık fidan üreten firmaların devamlılığı, sürdürülebilirliği artık gerçekten pek mümkün olmamakta. Bir örnekle İtalya'da 2020 senesinde 250 tane firmanın kapandığını size söyleyebilirim.

Dolayısıyla Avrupa’nın ürün ihtiyacını karşılayabilecek, lojistik açıdan en yakın yer Türkiye. Toprak yapısı açısından en uygun yer Türkiye. Tecrübe, bilgi birikimi ve üretim kalitesi açısından da yine en kuvvetli alternatif Türkiye. Pandemi sürecini saymazsak 2019-2020 döneminde biz Avrupa’ya çok ciddi miktarda büyütülmek üzere altlık fidan yani küçük, genç fidan satışı yaptık. Avrupa bizden 8-10, 10-12 kütüründe ağaçları alıp, yapraklı ağaçları alıp, kendileri bunları saksılarda ve kendi üretim alanlarında büyüterek satma yoluna gittiler ve çok ciddi bir ihracat yaptık.

Bizim yerli üretimimiz gerçekten dünya standartları ile aynı seviyede. Dolayısıyla bir geriliğimizin olmadığını fark ettiler ve şu anda 2021 senesinden beri biz ciddi miktarda Avrupa'ya, İtalya'ya, Hollanda’ya fidan satıyoruz.

2021 yılının eylül ayı rakamları ile 80 milyon doları geçmiş bir ihracat, 25 milyon dolar seviyesinde kalmış bir ithalat var. Rakamlara baktığımız zaman 2018’de 80 milyon dolarlık ithalatı, 78 milyon dolarlık ihracatı olan bir sektörün bugün geldiği noktanın büyük bir başarı olduğunu söyleyebiliriz. Bu başarı; iklimsel özellikler ve yıllardan beri sektörlerin bu coğrafyalarda yerleşmişliğinin, tecrübesinin neticesidir.

***

Önümüzdeki süreçte nasıl bir plan yapmak zorundayız, nasıl bir yol izlemek zorundayız?  

Biz ülkelerin bitki ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahip olduğumuzu söylüyoruz, bunu söylüyoruz ama yükte ağır pahada hafif olan üretim materyallerinden daha çok artık kalitesi en üst seviyede, pahası da yüksek ürünlerle pazarda yer bulmak zorundayız.

Bu nedenle teknolojimizi, bilgi birikimimizi, ivmemizi her geçen gün arttırdığımızı net bir şekilde sizler paylaşabilirim. Önümüzdeki süreç süs bitkileri sektörü için gerçekten çok parlak görünmekte.

***

Süs bitkileri sektörünün birkaç sorunundan bahsetmek istiyorum. Sektörde ciddi bir iş gücü ihtiyacımız var. Buradaki birçok arkadaşım da benimle hemfikir olacaktır, maalesef biz ara eleman bulmakta çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Bu noktada süs bitkileri sektörü olarak üniversitelerimizle, meslek liselerimizle muhtelif çalışmalar yapıyoruz ama toprakla temas etmek istemeyen yeni bir neslimiz var ne yazık ki.

Türkiye'nin şu anki 7 milyonluk çiftçi nüfusunun yaş ortalaması 56. Geçen yıl bu ortalama 55’ti. Her geçen gün yaşlanıyoruz. 56 yaş ortalamasıyla üretim yapan bir ülkenin, 10 yıl sonrasını şimdiden planlaması ve bu tehlikenin çözüm yollarını şimdiden geliştirmesi lazım. Dolayısıyla tarımın genel sorunu olan iş gücü yetersizliği, süs bitkileri sektöründe de var.

Burada Bölge Müdürüm, Orman Mühendisleri Odası Başkanım var, kendilerinin üstlerine düşeni bu noktada yerine getireceklerini biliyoruz.  Yine de hafızalarda yer alsın diye söylüyorum, bu sektöre, süs bitkileri sektörüne, ilaveten tarıma iş gücü sağlanması lazım.

Yasal olarak mevzuatta sıkıntı olduğu için yıllarca orman mühendislerini fidan üretiminde göremedik. Sağolsunlar odamız bu işi iki yıl önce çözdü.

Şöyle bir örnek vereyim, ben ve eşim orman mühendisiyiz. 25 yıllık bir firma sahibiyim. Ben 23 yıl boyunca firmamın fidanlık ruhsatını, ironi olsun diye yanımda çalıştırdığım zootekni mezunu bir ziraat mühendisinin üzerine aldım. Orman mühendisiyim ve 23 yıl fidanlık ruhsatım olamadı. Bu sorunlar artık aşıldı dolayısıyla biz orman mühendislerini, orman fakültesi mezunlarını süs bitkileri sektöründe daha çok görmek istiyoruz. Bu arkadaşlarımızın inisiyatif kullanmalarını ve gelişimlerini bu noktada idame ettirmelerini bekliyoruz. Üniversitelerle sürekli diyalog halindeyiz. Süs bitkisi üretimi le ilgili teknik derslerin artırılmasından yanayız. Bu konu sadece ziraat mühendislerinin, peyzaj mimarlarının konusu değil. Orman mühendislerinin, orman teknikerlerinin konusu olması gerektiği kanaatindeyiz. Dolayısıyla bu noktada gelişmeye müsait olan bir sektörün önümüzdeki süreçte iş gücü yetersizliğinde takılmasını, tıkanmasını istemiyoruz.

***

Biz yıllarca Avrupa’dan gelen süs bitkilerini karayollarımız üzerinden Orta Asya’ya ulaşmasını sağlayan bir ülkeydik. Şu anda Orta Asya ülkelerinin ana tedarik coğrafyası ülkem, Türkiye’dir.

Bu yıl sadece Özbekistan'a gönderilen süs bitkisinin değeri yaklaşık 15 milyon dolardır. Bunlar ciddi rakamlar. Bir tır malzemenin on bin dolar olduğunu düşünürseniz, kaç tır ürün gönderdiğimizi hesaplayabilirsiniz. Böyle gelişen bir sektörde de kurumların, kuruluşların, STK’ların birbirine destek olup bu sektörü geliştirmesini beklemek en doğal hakkımız.

***

Süs bitkileri lüks ürünler değildir. Bu durum pandemi döneminde bir kez daha anlaşıldı. İnsanlarımızı evde kaldıkları süre boyunca deyim yerindeyse nefes almak istediler, doğayı özlediler. Süs bitkisi tüketimi arttı. Süs bitkileri bir ihtiyaçtır.

***

Orman mühendisi kardeşlerime, dostlarıma teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Geçtiğimiz süreç içerisinde yaşadığımız çok ciddi orman yangınlarında gösterdikleri emek, gayret, fedakârlık için teşekkürü bir borç biliyorum. Sağ olsunlar, var olsunlar. 

Her ne kadar kamuoyunda hak ettikleri ilgiyi, alakayı, kıymeti görmeseler bile gerçeklerin ne olduğunu bizler biliyoruz. Biz onlardan razıyız. Umarım onlar da bu ülkeye karşı kırgınlık yaşamadan görevlerini sürdürmeye devam ederler. Bu işin tek sahibi orman teşkilatıdır. İyi ki varsınız, var olun, teşekkür ediyorum.

Orman Bölge Müdürlüğümüzün de süs bitkileri sektörüne desteği ve faydası büyüktür. Bu süreçte SÜSBİR olarak, herhâlde Orman Bölge Müdürlüğümüzle ortak bir çalışma yapacağız. İlerleyen süreçte bunları sizlerle paylaşırız.

***

3 yılı sergi olan ve bu yıl fuara dönüştürülmüş olan organizasyon şu anda ülkenin herhâlde en kapsamlı süs bitkileri fuarı oldu. Biz bu fuarı başarılı buluyoruz. Şu anda fuarda yurt dışından da çok sayıda katılımcı, ziyaretçi var. Umarım daha iyi olacaktır. Bu noktada emeği geçen herkese teşekkür etmek zaten bir gerekliliktir.

***

Türkiye Tohumcular Birliği çatısı altında mücadele ederken hepinizin bildiği konulardan söz edeyim. ‘Türkiye İsrail’den çok tohum alıyor, Türkiye İsrail’e tohumculukta bağımlı, bu ülkeye gelen tohumlar bizleri kanser yapıyor, kısırlaştırıyor, bu tohumları bize satanlar bulaştırdıkları hastalıklar için bize ilaç satıyor.’ gibi sosyal medyadan yalanlar, yanlış bilgiler yayılıyor. İnanın bana bu ülke gündeminde aksi görüşü çok az düşünen insan var, birçok kişi bu noktada sosyal medya eğitimi ile bu bilgilere sahip. Bunların hiçbiri doğru değil ama kimseyi buna inandıramıyoruz, Bunların yalan olduğunu söylediğimiz zaman biz yalancı oluyoruz. Örneğin 1,5 milyar dolarlık tohum pazarı içerisinde İsrail'den aldığımız tohumun bedeli 12 milyon dolar, yaklaşık binde 8 oranında. Binde 8 ile Türkiye'yi İsrail'e bağımlı gösterebilme cehaletine ve buna inanan kitleye sahibiz.

Hatta ben şunu da hayıflanıyorum; Tarım ve Orman Bakanlığındaki 45 bin personelimiz bu doğru bilgilerden bir tweetleme yapsa, retweet yapsa bir saat içerisinde 1 milyonu geçeriz, bunu da yapmıyoruz. Karşı tarafı ciddiye mi almıyoruz, karşı tarafı önemsemiyor muyuz yoksa tenezzül mü etmiyoruz bilmiyorum ama sonuçta biz kara propagandanın etkisinde kalmak zorunda kalıyoruz.

Benim kanıma dokunan tek şey şu oluyor, bu cahiller bizi en hassas olduğumuz yerle, vatana ihanetle suçluyorlar. Lütfen buna karşı aynı silahlarla mücadele etme zorunluluğunu farkedelim.

Emperyalist güçlerin bu ülkeye karşı bu konularda bir niyeti, hevesi var. Bence bu çok normal. Dış güçlerin doğal amacı zaten bizim gibi millî ve yerli ülkelerin ekonomisini dağıtmak. Sorun bizde. Biz dış güçlerin bu isteğini en akıllıca, en düzgün, en güçlü şekilde bertaraf etme zorunluluğuna sahibiz. Biz kendi işimize bakacağız, örnek olup bu tip kara propagandaya ülkemizi, vatanımızı yem etmeyeceğiz."  

Konferansın diğer katılımcıları Orman Mühendisleri Odası Hasan Türkyılmaz ve Sakarya Orman Bölge Müdürü Ziya Polat’tı. Savaş Akcan'a katılım belgesini Bolu Orman Bölge Müdürü Şaban Bıyıklı takdim etti.

-08.09.2021-