TÜRKTOB

Sosyal Medyada
Birliğimiz

“Saklı Seçilenler” ( Hatice Zeybek - Ege'ye Bakış Gazetesi)

“Saklı Seçilenler”  ( Hatice Zeybek - Ege'ye Bakış Gazetesi)
Soner Yalçın’ın son kitabı SAKLI SEÇİLMİŞLER son günlerin oldukça popüler kitapları arasına girdi. Bende aldım. Hem Ziraat Yüksek Mühendisi olarak, hem de meslek dışındaki kişilerin yazmalarından ve söylemlerinden hiç hoşlanmadığım için, her durumda ve her ortamda LİYAKAT diyen biri olarak yazıyorum. Daha ilk sayfadan, hatta ilk cümlelerden itibaren saplantılı bir kitap olarak bulduğumu ifade etmeliyim. Her cümle için ayrı bir cevap yazılabilir.

Saklı Seçilenler 

Soner Yalçın’ın son kitabı SAKLI SEÇİLMİŞLER son günlerin oldukça popüler kitapları arasına girdi. Bende aldım. Hem Ziraat Yüksek Mühendisi olarak, hem de meslek dışındaki kişilerin yazmalarından ve söylemlerinden hiç hoşlanmadığım için, her durumda ve her ortamda LİYAKAT diyen biri olarak yazıyorum. Daha ilk sayfadan, hatta ilk cümlelerden itibaren saplantılı bir kitap olarak bulduğumu ifade etmeliyim. Her cümle için ayrı bir cevap yazılabilir.

Tohumculuk Kanunu ( 5553 ) 2004 yılında hazırlanmış, 2006 yılında da Mecliste kabul edilmiştir. Kanunun daha önceki 308 sayılı kanundan farkı ; Türkiye Tohumcular Birliğinin kuruluş ve organizasyon içeriğini de kapsamasıdır. Türkiye Tohumcular Birliği ve Alt birliklerin yönetimlerinin tamamı yerli şirketlerden oluşmaktadır. Özellikle TÜRKTOB ve Alt Birlikler GDO gibi konularda net duruşları olan kurumlardır. Bugün yerli GDO’ lu tohum üretilmiyor ise sebebi bu kurumlardır.

Tohum Takası adı altında son dönemlerde çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Bu tohum takası tarih öncesine ait , paranın olmadığı dönemlerdeki bir uygulamadır. Son dönemlerde bu konuda oldukça popilist tutumlar söz konusudur. Ayrıca bu takaslar ile virüs, fungal, mantari, bakteriyel,…hastalıkların ve nematot gibi zararlıların taşınmasına da sebeb olunabilir.

Hibrit tohumlar, kısır tohumlar değildir. Tohuma yatırım yapan firmalar, kurumlar tohumların kopyalanmasını önlemek adına, patent hakları dahilinde tedbir almak zorundadırlar. Bu da kısırlık değil, hibritlerden alınan ürünün bir sonraki generasyonda aynı ürünü vermesini engellemektir. Çünkü herhangi bir üründe en az 10-15 yıl gibi bir zamanda yeni bir çeşit çıkarmak kolay değildir. Maddi ve manevi yatırım gerektirir. Hiç bir yatırımcı bu kopyalanmayı istemez. Ayrıca yerli ıslahçı ve üretici şirketler zarar görür ve tohum pazarı tamamen yabancı firmaların eline kalır.

Buğdayda hibrit veya melez tam anlamıyla başarılmış değildir mesela. 1 Alman ve 1 İsrail firmasının ciddi olarak yol almış buğday hibrit çalışmaları vardır ama sonuçlanmamıştır. Soner Yalçın ise buğday hibritinin 1960 lı yıllarda Dr. Norman Borluog tarafından yapıldığını ve hala hibrit buğday kullandığımızı yazmış. Bu sağduyudan ve yapılan gerçek teknik işlerden oldukça uzak bir kavramdır.

Transgenik sarmallar veya GDO 1952 yılında değil, 1995 yılında ABD’ de ticarileşmiştir.

Gıda güvenliği çok önemlidir. Ülke olarak bizde yetiştirilen hiç bir üründe GDO veya Trasgenik özellik yoktur. Ziraat Yüksek Mühendisi olarak ülkemde üretilen her ürünü rahatlıkla tüketirim. Bu ülkede GDO ve Transgenik yoksa bunda TÜRKTOB ve Alt Birliklerin katkısı çok büyüktür.

Soner Yalçın öyle bir yazmış ki dış güçler ve uluslararası sermaye , Türkiye’ de tohumculuk yönetimi milli olanların eline geçsin diye 5553 sayılı kanunu çıkarmışlar. Çok güldüm bu açıklamalara.

MİLLİLİK vasfı için sosyalizm de, kapitalizm de dış güçtür. Temkinli olunmalıdır.